Icim sikiliyor bu hafta…gri bir leke herkesin yuzunu yapismis..sanki bu hafta gecsin hersey yoluna girecek, bu hafta gecsin gulmekten olecegiz hepimiz… bu hafta hala gecmiyor..
Gecen gun Bejer’le konusuyorduk, siradisi fikirlerini aksiyona cevirmekte tembellik eden bu sanatsal kisilik, utanmadan tum yonetmenlerin fikirlerini caldigini iddia ediyordu.. (bknz: bejer.blogsome.com) Bende yonetmenlerin ve fotografcilarin fikirlerimi caldigini idda ediyorum arasira; ama benim ki daha komplike gerceklesiyor..mesela ben daha onu dusunmeye vakit kalmadan calmis oluyorlardi, isin en acikli durumu bu sanirim, ben bunu dusunmustum diye hava atamiyor, baskasi once dusundu diye kiskancliktan kivranip ayni fotografa yuzkez bakiyorum, ve nasil imreniyorum bilemezsiniz:)
Ama benim -umuyorum ki- herkesten once dusundugum bir senaryo konusunu paylasmak istiyorum ..Aslinda cogu kisinin aklinda olan ama organize edilmemis fikirler butunu de diyebiliriz..
Filmin acilis sekansi (cok teorik bir cumle oldu biliyorum ben bu isi hehe) : Banka benzeri bir kurumun icerisinde bir kadin ayakta form doldurmaktadir yalniz bu form banka formlarindan farkli olarak su sorulari barindiriyor, ismi, yasi, daha once icine bulundugu iliskiler, cinsel tercihi, nelerden hoslandigi vb.(tamamen aslinda gorevlinin isine yaramayacak ancak formalite geregi vede kayit amacilay dosyalanacak belgelerdir) Kagitlari alan memur dosyayi inceler, iki dakika izin isteyip iceri gider elinde mavi bir kartla geri doner..
-“Buyrun ,” der “bu kartta ruh esinizin adi soyadi simdi ikamet ettigi yer ve telefonu yazmaktadir kendinizi hazir hissettiginiz zaman kontak kurabilirsiniz”
kadin gulumser ve cikip gider..
Burasi belli yasi gectikten sonra hala aradigi aski bulamayanlarin kontak kurdugu bir binadir. Ve gercekten ruh eslerini bulmaktadir.
Filmin bundan sonrasini bu kadar detayli anlatmayacagim tabiki:) ama mutlu birliktelikler yarattigi gibi, dramlarda soz konusudur film boyunca.. Ornegin; 10 yil mutlu bir evlilik sonrasinda karisinin hakikaten ruh esi olup olmadigini anlamak isteyen bir kocanin aslinda esinin ruh esi olmadigini anlayip onu terketmesi..yada ruh esiyle yeni karsilasan bir kadinin yaninda uzanan adama yabancilasmasi, ve cikar yol bulamamasi.. (simdi mutlu olamazsa hic olamayacaktir cunku) Yada, kisilerin bu gercegi bir turlu benimseyemeyip birbirini aldatmalari, birbirini kabullenmektense huzursuzluk cikarmalari (cunku aslinda neden mutsuz olduklarini bilmeyip sucu birbirlerine yuklemeleri)
Ama benim -umuyorum ki- herkesten once dusundugum bir senaryo konusunu paylasmak istiyorum ..Aslinda cogu kisinin aklinda olan ama organize edilmemis fikirler butunu de diyebiliriz..
Filmin acilis sekansi (cok teorik bir cumle oldu biliyorum ben bu isi hehe) : Banka benzeri bir kurumun icerisinde bir kadin ayakta form doldurmaktadir yalniz bu form banka formlarindan farkli olarak su sorulari barindiriyor, ismi, yasi, daha once icine bulundugu iliskiler, cinsel tercihi, nelerden hoslandigi vb.(tamamen aslinda gorevlinin isine yaramayacak ancak formalite geregi vede kayit amacilay dosyalanacak belgelerdir) Kagitlari alan memur dosyayi inceler, iki dakika izin isteyip iceri gider elinde mavi bir kartla geri doner..
-“Buyrun ,” der “bu kartta ruh esinizin adi soyadi simdi ikamet ettigi yer ve telefonu yazmaktadir kendinizi hazir hissettiginiz zaman kontak kurabilirsiniz”
kadin gulumser ve cikip gider..
Burasi belli yasi gectikten sonra hala aradigi aski bulamayanlarin kontak kurdugu bir binadir. Ve gercekten ruh eslerini bulmaktadir.
Filmin bundan sonrasini bu kadar detayli anlatmayacagim tabiki:) ama mutlu birliktelikler yarattigi gibi, dramlarda soz konusudur film boyunca.. Ornegin; 10 yil mutlu bir evlilik sonrasinda karisinin hakikaten ruh esi olup olmadigini anlamak isteyen bir kocanin aslinda esinin ruh esi olmadigini anlayip onu terketmesi..yada ruh esiyle yeni karsilasan bir kadinin yaninda uzanan adama yabancilasmasi, ve cikar yol bulamamasi.. (simdi mutlu olamazsa hic olamayacaktir cunku) Yada, kisilerin bu gercegi bir turlu benimseyemeyip birbirini aldatmalari, birbirini kabullenmektense huzursuzluk cikarmalari (cunku aslinda neden mutsuz olduklarini bilmeyip sucu birbirlerine yuklemeleri)
Oncesinde cocuksu bir icguduyle isaretlerin bana “o”nu bulmama kolaylik saglayacagini dusunurken: hep bu isimde sevgilim olsun, hep bu kitabi sevsin iste, boyle guzel konussun.. (kisaca bana ismini, oturdugu adresi versinler isterdim) Buyudukce ki bu son bir kac aya tekabul ediyor.. Aslinda verilen kartin karsindakini senin ruh esi yapmadigini sahane bir onseziyle kesfettim:) Hala “o” olduguna inaniyorum, ki “inaniyorum oyleyse vardir”..Ancak artik ruh eslerinin senin farkinda olmadan yanastigini, elini tuttugunu, ilk bakista olmasada yavas yavas sana sahip cikmasiyla, sana inanmasiyla, eline sikistirilan kagit parcasiyla degilde biriktirdiklerinizle ruh esi kivamina geldigine inaniyorum..
Bu hafta bir gecsin..ne demisler :tomorrow ‘s gonna be OK..
Bu hafta bir gecsin..ne demisler :tomorrow ‘s gonna be OK..
Dipnot: Cok guzel bir soz ogrendim bu arada usengecligimden ceviremedim maruz gorun “As long as the world is spinning and turning, you will be dizzy, you will make mistakes”

bu yazimi Canis’e adiyorum yazmayi unutmusum:)
Comment by Administrator — April 13, 2007 @ 6:58 pm
hakan günday son kitabında dediğine benzer bişey yaptı spoiler olmasın sen okursun yine o kitabı da direk o geldi aklıma..gerçi o tamamen warsayımlar üstüne çalışıp istatistik verilerle adamın kadını mutlu edip etmiyeceğini sölüyodu..:) sonunda da uşak katil ,zenci de eşcinsel çıkıyo yani senin senaryona yakın biraz off ne diorm ben..rakı balık yapalım gel sen boşver.
Comment by bejer — April 13, 2007 @ 9:42 pm
bu arada aklıma geldi waking life’ı izlediysen -ki izlemiş iolman gerekir,esefle kınarım yoksa- orda da ethan hawkela julia delpynin olduğu sahnede şey muhabbeti geçio..işte insanların tarihsel deneyimlerinin hafızada depolandığı ayrıca yapılan bi deneye göre denek insanlarına günlerce bulmaca cozduruluyo ve dunyanın başka bi yerinde bi gün once yayınlanmış bi bulmaca cozduruldugu zaman yüzde bilmemkaç oranında fazla cozdukleri saptanıyo..bunu da insanlar arasındaki telepatik güçlere ve aslında bu enerjinin bi şekilde kayıt altında bulundurulduğuna wardırıyorlar..off yanlarım agrıyo..üşüttüm ben galiba..
Comment by bejer — April 13, 2007 @ 10:10 pm
bastan esefle kina bir kere once sonra yorumuma geceyim, hani orjinaldi benim fikrim bir suru benzer fikir one surdun simdik rezil oldum:0ama o bulmaca olayi orjinalmis ben onu quantum teorisine de bagdastiririmda elimde yeterli kaynak yok:)onu birakta gel bir sardunya yapalim..:)
Comment by Administrator — April 17, 2007 @ 2:05 pm
sevgili blog sahibi
ismin gercekten tanla mi?
yoksa “tanla” sadece bir nickname mi?
Comment by tanla — April 27, 2007 @ 1:48 pm
sevkili comment sahibi adim gercekten tanla:)ayrica seninkide oyleyse alt benligimle konusuyormusum gibi hissettim:P
Comment by Administrator — April 27, 2007 @ 1:59 pm
aaa, cok sevindim
senelerdir benimle ayni isme sahip olan birini arar dururdum…
benim benden baska bildigim tek tanla: benim ismimi begendikleri icin yeni dogan bir bebege vermislerdi.
bir de duymustum ki benim dogdugum donemde elele dergisinin yazi isleri mudurunun kizi olmus, onun adi da tanla imis…
blog sahibi olduguna gore o bebek sen degilsin
kac yasindasin?
…tanla
Comment by tanla — April 27, 2007 @ 3:29 pm
bakalim, benimde sahsen tanidigim bir tanla yok ama benim adimi bir doktordan duyup vermisler.. birde benden esinlenip koyduklarida bir bebek daha mevcut:)yukarida fotografi gorulen bayan sahis benim 24 yasindayim basak burcuyum:)sen?
Comment by Administrator — April 27, 2007 @ 5:49 pm
ben birascik daha yasliyim
31…yay burcu…ama gonlum genc 
blogda yazdiklarindan anladigim kadari ile kanada da yasiyorsun su anda degil mi?
Comment by tanla — April 27, 2007 @ 6:15 pm
evet malesef en kisa zamanda ulkeme geri irtica etmeyi dusunmekteyim:) aslen guzel izmirimdenim..bu tanisma faslida yabanci okuyuclarima aciklayici bilgi icermis oldu:)ama hakikaten insan seviniyor benzer isimde insan bulunca.. yada bunu tek kafasina takan tanlalarmi:)
Comment by Administrator — April 27, 2007 @ 8:29 pm
aaa senin de mi senelerdir icini kemiriyordu bu durum…
geceleri aniden uyanip “bir gun bile benimle ayni ismi tasiyan biri ile karsilasamayacak miyim?, nedir benim durumum” diye hickira hickira agliyordun
evet dostum, bence artik ayaga kalkmamizin zamani geldi.
biz birbirimizi bulduk, bence baska ‘tanla’lara da ulasmamiz an meselesi…
tum dunyanin tanla`lari birlessin!!!
Comment by tanla — April 27, 2007 @ 8:42 pm
oleyyyyyyy!! memnun oldum tekrar:)bu arada amma yorum almis bu yazi deyip okuyanlar icin uzgunum:P
Comment by Administrator — April 30, 2007 @ 5:40 pm
İstemek yetmez uğrunda fedakarlık yapmak gerekir.Sen bencil fevri davranirsan ruh ikizini değil tek yumurta ikizini bile kaybedebilirsin.
Comment by Ofelia — May 11, 2007 @ 6:21 pm
biraz kisa bir cumle yazildigi icin anlayamadim burdaki “sen” aslinda ben olup fevri bir cumle mi, yoksa yaziyi destekleyen bir cumle yapisi mi:)
Comment by Administrator — May 11, 2007 @ 6:53 pm
Tanımadiğin şahıslardan yargısız ınfaz niteliği taşıyan yorumlara alışıksan fevri bir cümle yok değil destekler bu yorum cümle yapısını.
Comment by Ofelia — May 11, 2007 @ 7:38 pm
yok ben baskalarindan yorum almaya pek aliskin degilimde ondan:)evet bende yazimda uzun uzun sevgi emek ister demeye getirmistim sen kisaltmissin tesekkurler:)
Comment by Administrator — May 11, 2007 @ 8:21 pm
nihayet 1aylik uzaklasmanin ardindan bana adanmis yaziya birseyler yazabilmenin mutlulugunu yasiyorum.izmir’den uzak biryerlerde olmanin verdigi savunmasizlikla birlikte bunun ustesinden gelmenin verdigi muthis guven duygusunu harmanlayip diyorum ki: o bir hafta geceli cok oldu biliyorum tanis. o bir hafta nasil gecti bir de sana sor diyorum ve o bir hafta nasil da delip gecerken ben nasil da en azindan yazimla da olsa yaninda degildim onu da bana sor. buyumek parcalanmalar toplami sehir sehir ulke ulke insan insan parcalanipbig brother yönetmenimizin hoop ters aciyla hepimizi tekrar toplamasi ya da.. yoksa hepimiz birer kukla miyiz! aa sacmalama canan
Comment by canan — May 14, 2007 @ 12:16 pm