<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><!-- generator="wordpress/1.5.1-alpha" -->
<rss version="2.0" 
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/">
<channel>
	<title>Comments on: Proxemics</title>
	<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/</link>
	<description>Just another WordPress weblog</description>
	<pubDate>Tue, 12 Aug 2008 15:29:49 +0000</pubDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=1.5.1-alpha</generator>

	<item>
		<title>by: Administrator</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-38</link>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2007 15:14:16 +0100</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-38</guid>
					<description>Konformist kaygilarimiza dair baska bir yazi mi dosesem acep, herkes pek bir dolu:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Konformist kaygilarimiza dair baska bir yazi mi dosesem acep, herkes pek bir dolu:)</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Administrator</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-37</link>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2007 15:01:18 +0100</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-37</guid>
					<description>Nietche’nin de Zerdust olarak buyurdugu aklimda kalan cumleleri vardi, hic kimseye aciyacak kadar gururlu olma, aslinda evsizlerin koruma evlerinde yerlesmemeleri oraya ait hissetmemeleri cok kolay anlasilabilir (ki kendi otonomileriyle kalmamayi seciyorlar), ve onlarin bu bilincli yada bilincsiz bu kararini hic bir acima duymadan savunabilirim. Zaten bu koruma evlerinin de  bir nevi “yardim edelim onlara parasizlar yazik” nidalari altinda toplumdan prexemics kaygilarla uzaklastirdiklarina inaniyorum. Dedigim gibi karsilasmamak adina karsi kaldirimdan yurumek yada Biyolokun(Duygu Hanim:) bir diger yazisinda bahsettigi gibi, hala Amerika’da gozle gorulur irkcligin disari vurumu :otobuste zencilerin yanina oturmamak gibi kaygilarla… Bu anlamda evsizler bu uzaklastirma politikasini gayette red edip, farkedilmek adina sokagi tercih ediyorlar.(gerci bunu her evsize baglayamam  kendi istekleriyle terkedenleri baz aliyorum) Ve bana gore kalabaligin ortasinda duvari yumruklayan bir insanin icinde bulundugu psikolojik sinir, elinde is cantasi, kimseyle goz temasina yaklasmayan mesafelerle yasayan birinden cok daha anlamlidir. En azindan gozumuzun onundedir, cok carpici ve tokat atar bicimde…

Ve evet Canan, kime ve neye gore yasiyoruz ki bu ruhani eksiklik olusuyor icimizde bilinmez, Po nehrinin kiyisinda anarsi gruplarinin yasadigi duymustum felsefe hocamdan, hatta bir adam bir ay boyunca her iste calisip, aldigi maasin arkasindan polisi arayip sahte bomba ihbari veriyormus, haliyle devleti bosuna ugrastirmanin cezasini aldigi tum maasi para cezasi olarak yatirip: Sizin devletiniz bu kadar iste! Diyormus.. her ay..  Fight club hesabi yaksak her seyi keske, gitmiyorum bugun cubicle’ima uleyynn!!
</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Nietche’nin de Zerdust olarak buyurdugu aklimda kalan cumleleri vardi, hic kimseye aciyacak kadar gururlu olma, aslinda evsizlerin koruma evlerinde yerlesmemeleri oraya ait hissetmemeleri cok kolay anlasilabilir (ki kendi otonomileriyle kalmamayi seciyorlar), ve onlarin bu bilincli yada bilincsiz bu kararini hic bir acima duymadan savunabilirim. Zaten bu koruma evlerinin de  bir nevi “yardim edelim onlara parasizlar yazik” nidalari altinda toplumdan prexemics kaygilarla uzaklastirdiklarina inaniyorum. Dedigim gibi karsilasmamak adina karsi kaldirimdan yurumek yada Biyolokun(Duygu Hanim:) bir diger yazisinda bahsettigi gibi, hala Amerika’da gozle gorulur irkcligin disari vurumu <img src='http://tanla.blogsome.com/wp-images/smilies/icon_surprised.gif' alt=':o' class='wp-smiley' /> tobuste zencilerin yanina oturmamak gibi kaygilarla… Bu anlamda evsizler bu uzaklastirma politikasini gayette red edip, farkedilmek adina sokagi tercih ediyorlar.(gerci bunu her evsize baglayamam  kendi istekleriyle terkedenleri baz aliyorum) Ve bana gore kalabaligin ortasinda duvari yumruklayan bir insanin icinde bulundugu psikolojik sinir, elinde is cantasi, kimseyle goz temasina yaklasmayan mesafelerle yasayan birinden cok daha anlamlidir. En azindan gozumuzun onundedir, cok carpici ve tokat atar bicimde…</p>
	<p>Ve evet Canan, kime ve neye gore yasiyoruz ki bu ruhani eksiklik olusuyor icimizde bilinmez, Po nehrinin kiyisinda anarsi gruplarinin yasadigi duymustum felsefe hocamdan, hatta bir adam bir ay boyunca her iste calisip, aldigi maasin arkasindan polisi arayip sahte bomba ihbari veriyormus, haliyle devleti bosuna ugrastirmanin cezasini aldigi tum maasi para cezasi olarak yatirip: Sizin devletiniz bu kadar iste! Diyormus.. her ay..  Fight club hesabi yaksak her seyi keske, gitmiyorum bugun cubicle’ima uleyynn!!</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: canan</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-36</link>
		<pubDate>Tue, 27 Mar 2007 11:16:58 +0100</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-36</guid>
					<description>biyolokum söylediklerini ben de çokça zaman düşünmüşümdür. bize &quot;normal&quot; kabul ettirilenin/dayattırılanın aslında bir yanılsamadan ibaret olduğunu kabul ediyorsak -ki bence şu konuda kafa yoruyorsak ediyoruzdur- yani bunların topu bir düzenin dallarıysa evimizde aynı koltuktan tv izlemek de ya da her gün aynı bardaktan su içmek de alışkanlıklar ve &quot;normal&quot; olanın verdiği alışkanlık ve sonrasında gelen kabulleniş. yani demem odur ki doğru bildiklerimiz bizi bu hale getirdi . çünkü o doğruları icat edenler çoktan gitmişlerdi.. kolaya kaçmaktan tiksinenler ya da bir derdi olanlar ya da artık çok klişeleşen deyimiyle öteki olanlar  &quot;evli&quot; olmayı reddediyor gibi..sanki.. :) ya da keşke böyle olsalar yani bilinç düzeyi bu şekilde oluşmuş olsa ve hatta bu kadar cesur olsak biz de..</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>biyolokum söylediklerini ben de çokça zaman düşünmüşümdür. bize &#8220;normal&#8221; kabul ettirilenin/dayattırılanın aslında bir yanılsamadan ibaret olduğunu kabul ediyorsak -ki bence şu konuda kafa yoruyorsak ediyoruzdur- yani bunların topu bir düzenin dallarıysa evimizde aynı koltuktan tv izlemek de ya da her gün aynı bardaktan su içmek de alışkanlıklar ve &#8220;normal&#8221; olanın verdiği alışkanlık ve sonrasında gelen kabulleniş. yani demem odur ki doğru bildiklerimiz bizi bu hale getirdi . çünkü o doğruları icat edenler çoktan gitmişlerdi.. kolaya kaçmaktan tiksinenler ya da bir derdi olanlar ya da artık çok klişeleşen deyimiyle öteki olanlar  &#8220;evli&#8221; olmayı reddediyor gibi..sanki.. <img src='http://tanla.blogsome.com/wp-images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  ya da keşke böyle olsalar yani bilinç düzeyi bu şekilde oluşmuş olsa ve hatta bu kadar cesur olsak biz de..</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Biyolokum</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-35</link>
		<pubDate>Mon, 26 Mar 2007 20:24:07 +0100</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-35</guid>
					<description>Bu yazdıkların bana bambaşka bir şeyi düşündürdü, paylaşmak istedim. 

Şimdi Toronto Dünya'nın en yaşanılası şehri seçilmiş ama hala bir sürü evsiz varmış ya. Burada aslında mantığa aykırı bir şey olmadığını düşündüm bir an. Şöyle ki... Bütün bu ekonomisi iyi ülkelerde bir &quot;evsiz&quot; insanlar sorunu(?)dur almış gidiyor değil mi? Sürekli &quot;bilmem ne şehrinde şu kadar evsiz var vah vah&quot; gibi hisler içersindeyiz biz &quot;evli&quot;ler. 

Yazdıklarını okurken aklıma geliverdi, evsizler durumlarından gerçekten o kadar şikayetçi mi? Yani biz, &quot;evlerde yaşayan&quot; insanlar onları anladığımızı sanıyor ama hiç anlamıyor olabilir miyiz? Bu insanlar modern yaşamın &quot;iğrenç kısır döngüsünden&quot; illallah getirip sokaklarda yaşamaya bir kere alışınca bir nevi &quot;vahşi doğaya geri dönüş&quot; özgürlüğünü yaşıyor olabilirler mi? 

Yani bir düşünüyorum, Toronto'da kendilerine sağlanan &quot;ev&quot;lerde kendi istekleri ile gidip kalmıyorsa bu insanlar, bir bildikleri mi var? 

Hiçbir şeye sahip olmadığın, sahip olduğun hiçbir şeyin özgürlüğünü kısıtlamadığı.... Fight Club hesabı, yaktım gemilerimi hesabı... 

Entel duyarsızlığı gibi duyulsun istemiyorum söylediklerimin. Ama hakikaten belki de bize çok zor çok kötü bir şeymiş gibi görünüyor, ama bu ciddi bir tercih belki de. </description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Bu yazdıkların bana bambaşka bir şeyi düşündürdü, paylaşmak istedim. </p>
	<p>Şimdi Toronto Dünya&#8217;nın en yaşanılası şehri seçilmiş ama hala bir sürü evsiz varmış ya. Burada aslında mantığa aykırı bir şey olmadığını düşündüm bir an. Şöyle ki&#8230; Bütün bu ekonomisi iyi ülkelerde bir &#8220;evsiz&#8221; insanlar sorunu(?)dur almış gidiyor değil mi? Sürekli &#8220;bilmem ne şehrinde şu kadar evsiz var vah vah&#8221; gibi hisler içersindeyiz biz &#8220;evli&#8221;ler. </p>
	<p>Yazdıklarını okurken aklıma geliverdi, evsizler durumlarından gerçekten o kadar şikayetçi mi? Yani biz, &#8220;evlerde yaşayan&#8221; insanlar onları anladığımızı sanıyor ama hiç anlamıyor olabilir miyiz? Bu insanlar modern yaşamın &#8220;iğrenç kısır döngüsünden&#8221; illallah getirip sokaklarda yaşamaya bir kere alışınca bir nevi &#8220;vahşi doğaya geri dönüş&#8221; özgürlüğünü yaşıyor olabilirler mi? </p>
	<p>Yani bir düşünüyorum, Toronto&#8217;da kendilerine sağlanan &#8220;ev&#8221;lerde kendi istekleri ile gidip kalmıyorsa bu insanlar, bir bildikleri mi var? </p>
	<p>Hiçbir şeye sahip olmadığın, sahip olduğun hiçbir şeyin özgürlüğünü kısıtlamadığı&#8230;. Fight Club hesabı, yaktım gemilerimi hesabı&#8230; </p>
	<p>Entel duyarsızlığı gibi duyulsun istemiyorum söylediklerimin. Ama hakikaten belki de bize çok zor çok kötü bir şeymiş gibi görünüyor, ama bu ciddi bir tercih belki de. </p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Administrator</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-34</link>
		<pubDate>Sun, 25 Mar 2007 16:28:39 +0100</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-34</guid>
					<description>MErhaba Serdar, evet, goz temasinin tabi kendine guvenle yada autonomy'leyde alakasi var sanirim.. Karsindakine hakim olusun yada evet seni dinliyorum mesajlariyla..Tabi kisisel alanini dusurdugun insana goz temasi daha kolaylasir bu anlamda haklisin.. Bana kalirsa Japonya kendi collectivist yapisiylada olsa gerek bence cok hoslaniyorlardir sardalya olmaktan:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>MErhaba Serdar, evet, goz temasinin tabi kendine guvenle yada autonomy&#8217;leyde alakasi var sanirim.. Karsindakine hakim olusun yada evet seni dinliyorum mesajlariyla..Tabi kisisel alanini dusurdugun insana goz temasi daha kolaylasir bu anlamda haklisin.. Bana kalirsa Japonya kendi collectivist yapisiylada olsa gerek bence cok hoslaniyorlardir sardalya olmaktan:)</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Serdar</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-33</link>
		<pubDate>Sat, 24 Mar 2007 15:56:04 +0000</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-33</guid>
					<description>Proxemics konusunda goz temasi da olaya farkli bir boyut katiyor bence. Cogu insan otobuse ilk bindiginde hemen bos olan ama yani da bos olan bir koltuk ariyor :) iki yani da bos olan bir koltuk yoksa sectigi birisinin yanina oturuyor. karsilikli bakan koltuklar ise genelde hep en son doluyor. insanlar bu koltuklara oturduklarinda cogunlukla karsi tarafta oturan kisi ile goz temasindan kacindiklarindan dolayi ya kafasini bir o yana bir bu yana ceviriyor ya da kendisine bir odak noktasi secip bakislarini orada topluyor. tabi bu konuda icinde yasadigin toplumun da onemi buyuk. Japonya'da bir is gunu sabahi metroda sardalya konservesi gibi ise giden insanlarin &quot;kisisel alan&quot; anlayisi daha farkli olsa gerek...</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Proxemics konusunda goz temasi da olaya farkli bir boyut katiyor bence. Cogu insan otobuse ilk bindiginde hemen bos olan ama yani da bos olan bir koltuk ariyor <img src='http://tanla.blogsome.com/wp-images/smilies/icon_smile.gif' alt=':)' class='wp-smiley' />  iki yani da bos olan bir koltuk yoksa sectigi birisinin yanina oturuyor. karsilikli bakan koltuklar ise genelde hep en son doluyor. insanlar bu koltuklara oturduklarinda cogunlukla karsi tarafta oturan kisi ile goz temasindan kacindiklarindan dolayi ya kafasini bir o yana bir bu yana ceviriyor ya da kendisine bir odak noktasi secip bakislarini orada topluyor. tabi bu konuda icinde yasadigin toplumun da onemi buyuk. Japonya&#8217;da bir is gunu sabahi metroda sardalya konservesi gibi ise giden insanlarin &#8220;kisisel alan&#8221; anlayisi daha farkli olsa gerek&#8230;</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Administrator</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-32</link>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2007 20:17:34 +0000</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-32</guid>
					<description>Devrim, bu konuda ne kadar haklisin inanamazsin, hatta bu 5-6 paragraflik bir yaziyla dosenip bu yaziya baglanabilecek bir baska konu..O kadar cok ogretiliyoruzki, bir an bana kendimi biri anlatmasa ben bile bilmeyecekmisim gibi geliyor, zaten mutluluk oyuzden en cok kendini bilme cabasidir, sonra baskasina dokunma..</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Devrim, bu konuda ne kadar haklisin inanamazsin, hatta bu 5-6 paragraflik bir yaziyla dosenip bu yaziya baglanabilecek bir baska konu..O kadar cok ogretiliyoruzki, bir an bana kendimi biri anlatmasa ben bile bilmeyecekmisim gibi geliyor, zaten mutluluk oyuzden en cok kendini bilme cabasidir, sonra baskasina dokunma..</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Administrator</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-31</link>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2007 20:12:47 +0000</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-31</guid>
					<description>Ehh o kadar sivil olmussun bir de bloguma laf ediyorsun hic degismemissin bejer:)</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>Ehh o kadar sivil olmussun bir de bloguma laf ediyorsun hic degismemissin bejer:)</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: Devrim</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-30</link>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2007 19:44:59 +0000</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-30</guid>
					<description>İnsanoğlu doğduğundan itibaren kendine uzaklaşması, mevcut sistemlere yakınlaşması yönünde eğitildiği müddetçe &quot;fiziksel&quot; mesafeler daha da artar maalesef...</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>İnsanoğlu doğduğundan itibaren kendine uzaklaşması, mevcut sistemlere yakınlaşması yönünde eğitildiği müddetçe &#8220;fiziksel&#8221; mesafeler daha da artar maalesef&#8230;</p>
]]></content:encoded>
				</item>
	<item>
		<title>by: bejer</title>
		<link>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-29</link>
		<pubDate>Thu, 22 Mar 2007 19:25:33 +0000</pubDate>
		<guid>http://tanla.blogsome.com/2007/03/22/proxemics/#comment-29</guid>
					<description>hıh oldu galiba bu sefer artık kendimim</description>
		<content:encoded><![CDATA[	<p>hıh oldu galiba bu sefer artık kendimim</p>
]]></content:encoded>
				</item>
</channel>
</rss>
