Bir 14 Subat daha Kanada’da resmi bayram olarak gecti, ilkokullar bile bugunun provasini daha onceden yapmaya baslarken, ve her yandan “Happy Valentine’s Day” !! tebrikleriyle karsi karsiya kalirken,o gunu unutman imkansiz tabi..
Tabiki bir klise olarak 14 Subat’tan bahsetmeyecegim yoksa title olarak 14 Subat yazardim degil mi.?!Onun yerine eskilerin asklariyla gunumuz caginin, bir diger klise konusu olarak “askin yozlasmasi”na deginmek istiyorum af buyurursaniz..Ya hakikaten daglari asan bir Mecnun yoktu, o zamanlar yada biz isin cilkini cikardik modern cag insani olarak (gerci biz herseyin cilkini cikardik ya o da ayri hikaye)..Bu, insan ruhundaki buyuk bosluk olsa gerek, bir kararsizlik hali -o esikten ne gecme ,ne de geri donme gururu-..Haliyle ne istedigimizi bilmek icin zaman gerekti, emek gerekti (bir selvi boylum al yazmalim izlenmesi gerekti) sonrasinda sonuclarina katlanmak gerekti.
Aldigim “Organizational Behavior” (turkcesini simdi cevirirsem abuk olabilir )dersinde Motivasyon konusundan bahsediyorduk ve aslinda bu konunun ask’la ne kadar ortustugunu farketmeden gecmedim tabi ki… Motivasyon ingilizce olarak soyle tanimlaniyordu: “intensity,direction and persistence of efforts a person shows in reaching the goal..”Turkceye cevirmede pek basarili bir insan olmadigimdan kisaca motivasyonu orneklemelerle aciklayacagimJ:
1-intensity ( yogunluk)
2- Direction (yontem)
3-Persistence(kararlilik)
Ornekle aciklayalim; misal Mecnun oncelikle Leyla’ya karsi yogun hisler beslemeliydi bunlar hoslanma, baskasini gormeme(bknz.Askin gozu kor etmesi) hep onu dusunme diye tabir ettigimiz fillerle gerceklesiyordu.
Daha sonrasinda izlenmesi gereken yol, yontem belirlenmeliydi.. Aksi takdirde bu hep platonik ask olarak kalacakti. Haliyle ansizin bahar vakti topladigi ciceklerden Leyla’ya tac yapip sunma,surekli espiri yapip akabinde “gulunce cok guzel oluyorsun” diyerek baglamak suretiyle iltifat etme gibi yontemler icin kucuk ornekler istikal etmektedir.
Ve kahramanlarimizi mutlu sona ulastirmak icin gerekli olan “kararlilik”..Iste konumuzun en asilmasi guc, o esik insanligindan kurtaricak sihirli kelime..Bunun icin efsane kahramanimizin daglari asmasi gerekir ki bu gunler boyu susuzluk, bir dilim ekmek ve yalniz gecirilecek zamana takebul eder, ki gunumuz sartlari dusunulurse bunun ne kadar zor oldugu daha iyi anlasilacaktir (Leyla bu konuda sansli tabi o zamanlar pek kalem kasli guzel kiz yok)
“Ve dagin tepesinden inen Mecnun,kosarak sevgilisini kucaklayip 360 derece tur atmak suretiyle sonsuza kadar mutlu yasamayi dusledi, ayni esnada Leyla da dusunuyordu: bu uc temel kelimenin onune gecis yoktu, ve aslinda sonsuza kadar diye tabir edilen mutluluk, bir kum saati hasretinden daha uzundu, Leyla’da ona geri sarildi ve sonsuza kadar mutlu yasamayi dusledi..”
PS: “motivasyon” insan kaynaklari yonetiminde ayni zamanda ask hayatinizda cekinmeden kullanabileceginiz bir formuldur.
Bugun ofiste gayet nacizane cubicle’im da otururken(cubicle bilindigi uzere insanlari ofis ortamlarinda iletisim kurmaktan alikoyan –ki bu konuyu daha sonra Amerikanin bireyselcilik politikasinda deginecegim-pek gerekli ayrac) ve pek tabi ki bir ise yaramiyorken, birlikte ogle yemegi yedigim Peru’lu Japon arkadasimin ve benim ortak bir sorunumuz oldugunu farkettim (bu farkedisim aslinda cok onceye dayaniyor ama olsun) ikimizde “Gocmen” statusundeydik, su Kanada ulkesinde ve ayni sureclerden geciyor yada gecmek zorunda birakiliyorduk.
Bu surec oncelikle Kanada’nin Amerika gibi kendisini pazarlamasiyla basliyordu. (Bu pazarlayis Marshall yardimlarina kadar dayanir ama bu da baska bir hikaye)Malesef dunyanin batisinda kalan bu kitada yeteri kadar mimar, doctor,muhendis yetismediginden olsa gerek Kanada buyuk bir umutsuzluk icerisinde baska ulkelerin beyinlerini talep ediyordu. Bizde zeki kivrak ,atletik turk-hintli-cin genci olarak onlarin bu sorununa cozumler getirecek, ustelik inanilmaz paralar kazanacaktik. Oyle ya isik dogudan yukselirdi, bir Amerikali bizim kadar zeki ve pratik olamazdi. Bu yonden bakilirsa nedenler gayet inandiriciydi.Ardindan apar topar formlar dolduruldu: egitim kismi masterlarla, is kismi kac yillik tecrubelerle bezendi , evelallah hepimiz ingilizce biliyorduk zaten. En nihayetinde Kanada’nin talep ettigi dolarlarimizda hazirdi, ayak basti parasi olarak. Hem bu paranin kazanacaklarimiz yaninda lafimi olurdu, Kanada’nin deli gibi “bana” ihtiyaci vardi en nihayetinde.
Simdi hatirliyorum, katildigim Toefl sinifinda dort tane doktor, bir tane mimar bir tanede psikolog vardi, hepsi hemen hemen 3 yil once gelmislerdi.High-skilled Immigrant (egitimli gocmen) statusunde bulunan farkli uyruklardan bu insanlarin, ihtiyac oldugunu dusunerek geldikleri bu ulkede once ingilizce yeterlilik sinavini gecmesi, ardindan diplomalarini kabul ettirebilmek icin universiteden ders almasi ve en onemlisi “Canadian Experience” (kanada tecrubesi) edinmesi gerekiyordu.Bu da yaklasik 5 yili bulacakti. Kendi meslegini yapmakta israr eden bir gocmenin onunde tek secenek vardi, oncelikle Kanada’nin kirli islerini yapip (dirty jobs) para kazanacakti ki bu bes yillik surecde ailesini gecindirebilsin.En gozde olanlar taksi soforlugu, Mc Donalds’ da garsonluk (oyle demeyin ayin calisanida secilebilrisiniz), Pizza dagiticiligi,badana yapmak. Pek tabiki bunlarin hicbiri gelen gocmenlerin meslegi olmadigi icin (cunku basta doldurduk ya formlari, yuksek tahsilli degilsen gumrukten gecemiyorsun bile) ufak bir uyum problemi yasiyorsun.
Oncelikle gelen gocmen bu sekilde demoralize ediliyor, kendi ulkende doktorken, artik kendini ifade edemeyen temizlikci haline geliyorsun.Cunku Kanada en cok kendi doktorunun bir gocmen tarafindan issiz birakilmasindan korkuyor. Eger hakikaten bir sekilde bu konuda kendine olan inancini yitirmediysen, tecrube kazanman gerektiginin farkina variyorsun, bunun da tek yolu gonllu calismaktan geciyor. Eger bir kac yil pizza dagitip, gonullu calisip, universiteden egitimini tamamlarsan evet is bulabiliyorsun.
Kanada bu isin sistemini oyle guzel oturtmuski hakikaten ayakta alkislamak gerekiyor.Gocmenleri bunyesine katarak hem dusuk ucretlere Kanadalilarin pek el surmeyecegi isleri yaptiriyor (Kanadalilardan da insaat islerinde calisanlar tabiki var ancak onlar genellikle derneklere bagli calisarak grev yapma, yuksek maas, sigorta gibi imkanlara sahipler.)diger yandan yilda 200.000 gocmenin getirdigi ayak basti parasiyla ulkeye fazlasiyla kaynak sagliyor, hem de egitimli insanlarla ulkenin genel egitim duzeyini yuksek seviyede tutmayi basariyorsun.Dusunsene garsonun iki universite bitirmis(sekil 1- A;Tanla Silay)
Kanada’nin hala fazlasiyla doktora ve bilgisayarciya ihtiyaci var, haliyle onumuzdeki sene 2 milyona yakin gocmen almayi planliyor.(Cin ve Hindistan basta olmak uzere) Tabi Alberta gibi gelismekte olan eyaletlerde petrol cikarmak icin gereken isciyle pek alakasi yok bunun, yada Dogu blogunda ilerleyen Cin ve Hindistan’in son 10 yilda gostedigi uretim atagininda, sadece tum dunyaya nufusunun %45 inden fazlasini yabanci uyruklu insanlarin olusturdugu bir ulkenin baris icerisinde olacabilecegini gostermek istiyor.Haksiz sayilmaz da, simdi cubicle’im icerisinde yalniz basima otururken ve aslinda hemen herkesin bildigi daha onceden yazip cizdigi cumleleri sayiklarken, Peru’lu Japon arkadasimi daha once bilmedigim sekilde selamliyorum: “Bienvenido a Canadá, Patricia!”

Hazir yeni yil gelmis, hazir internet cagi almis basini gitmis,ve en nihayetinde artik iletisim kurma yontemi "Kiz lisesinin onunden gecerken suzme islemlerini" bir hayli geride birakmis..Neden benim de blogum olmasin, diye sordum anneme..o da ‘olsun’ dedi..Neden dunya bu sahsiyeti taniyip bagrina basmasin, fotokritikten fotograflarini takip edip, youtube’de filmlerini izleyip, -daha da fikir sahibi olmadilarsa -blogundan fikirlerini okumasin?… annem ‘okusun’ dedi.
Ve evet..hersey bir insanin kendini ifade etmek icin tum kablolu yada kablosuz aglari kullanarak dunyaya haykirisi olabilir bu, tum sanalligiyla, dokunmaksizin iletisim cabasi..ve hakikaten acinasi,kafkaesk bile olamayacak bir kuytuda kendini gostermek icin tepinmesi yadsinabilir..
Aman ne cikar, yalnizim, bekliyorum ..bu kadar..